5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ KUTLU OLSUN.
1972 yılında İsveç’in Stokholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı'nda alınan bir kararla 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi.Ancak 2026 yılına geldiğimiz bu süreçte,ülkemizde ve dünya da yaşanan doğa katliamları ile çevreye verilen önem ve yapılan çalışmaların yeterli olmadığını göstermektedir.
Ülkemizde ise 1920 yılında kurulan ‘’Bayındırlık Bakanlığı’’ 13 Ekim 1923 tarihinde ‘’İmar ve İskan Bakanlığı’’ 29 Haziran 2011 tarihinde ‘’Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘’ ismini alır ve günümüzde Çevre ve Şehircilik birlikte anılmaya başlanır.
Kontrolsüz sanayileşme yüzünden dünya ve ülkemiz çok yoğun şekilde plastik atıklarıyla uğraşmaktadır.Dünyada plastik üretimi 400 milyon ton’a yaklaşmakta,her yıl 30 milyon tondan fazla plastik atık suya veya karaya atılmaktadır.
Çevre ve Doğayı korumak amacıyla ’Sıfır Atık Projesi’’adı altında yapılan çalışmalar bu yüzden çok önemlidir.
Gelişmiş bazı ülkelerin kuzey kutbunda maden,gaz ve petrol aramaları,buzulların erimesine yol açarak,kutup ayılarının neslinin tükenmesine,fok ve ayı balıklarının ölümüne ayrıca dünya genelinde yeraltı ve yerüstü sularının kaybolmasına neden olmaktadır.
Ülkemizde Ormanlık alanlara maden ve taş ocağı ruhsatı verilmesi, siyanürle altın ve bakır aranması,çıkan orman yangınları sonrasında yanan ormanlık alanların ağaçlandırılmayıp imara açılması milyarlarca canlıya ev sahipliği yapan doğal akciğerlerimiz ve vatan toprağı olan ormanlarımızın yok olmasına neden olmaktadır.
Devlet tarafından çevre korumaya uygun olarak yapılan Termik santraller ile Çimento fabrikalarının özelleştirilmesi sonrası bunları işleten firmaların denetimlerinin yeterli derece yapılmadığından bacalarının filtresiz çalıştırılması ve kontrol edilmemesi sonucunda da yüksek düzeyde çıkan Asbest tozu ve Karbon monoksit ile Kükürt gazlarının büyük ölçüde çevre kirliliğine yol açtığı görülmektedir.
Avrupa ülkelerinden çöp ve plastik-kimyasal atık ithalatı yapılmasına izin verilmesi ve bu atıkların topraklarımıza gömmek denizlerimize atmak ve yakmak suretiyle ve ülkemizde yok edilmesi sonucunda ülkemiz Avrupa’nın Çöp Deposu Merkezi haline getirilmiş, insanımız değersiz ve vatanımız yok sayılarak topraklarımız,sularımız ve mavi gök yüzümüz kirletilerek yaşam alanlarımız yok edilmektedir.
Ülkemize ve Vatan Topraklarına sahip çıkmak istiyorsak Ormanlık alanlara Maden ruhsatı vermeyelim, Çöp ,Plastik ve Kimyasal Atık ithalatını yasaklayarak durduralım,Çöp,plastik ve kimyasal atıklarımızı geri dönüşüm merkezlerine verelim, doğaya, denizlere,göllere ve derelere atarak topraklarımızı, sularımızı ve çevremizi kirletmeyelim.
İnsan ve canlı yaşamı için çok önemli olan Eko Sistem ve Eko Yaşam bozmamak için çevre ile ilgili kanunların çıkarılması veya Paris İklim Anlaşması gibi uluslar arası sözleşmelerin kabul edilmesi yeterli olmayıp,bu ruha uygun davranarak kanunların uygulanabilir olması çok önemlidir.
Türk’ün sosyolojik ve kültürel yapısını düzenleyen Türk töresinde çevreciliğe gereken öneme fazlasıyla ve kat’i kurallarla yer verilmiştir. Zira suyu kirletmek ve ağaç kesmek yasaktır. Onun için vatanseverlik önce çevrecilikten başlar.
Ülkemize ve Dünya’ya sahip çıkmak istiyorsak, içinde yaşadığımız doğaya sahip çıkalım, eko yaşamı bozmayalım,öz kaynaklarımıza değer verelim çevremizi kirletmeyelim.
Ataları çevreci olan Yüce Türk Milletinin mensubu olarak azami temizliğe dikkat edilerek çevremizi ve yeşili koruyarak,kirletmeyeceğimiz duygu ve düşüncesiyle 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nüzü kutlarız.
Erol ŞAHİNGİL
Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği
Genel Başkan Vekili ve TEMA Vakfı Gönüllüsü